Blog

Amacımız sanatın anlamak için değil hissetmek için olduğunu anlatabilmek olmalı

By Nisan 18, 2023Nisan 26th, 2023No Comments

Amacımız sanatın anlamak için değil hissetmek için olduğunu anlatabilmek olmalı

Sanatın üretilmesine imkân tanımak kadar, üretilen sanat eserlerinin de sergilenmesi, daha fazla insana ulaşmak adına çok önemli.

Bu ister dijital bir ortam olsun isterse de fiziksel bir mekân. Her ikisi de oldukça önem arz ediyor. Hem daha fazla insana o sanat eserlerini ulaştırmak hem de söz konusu sanat eserlerine mekân sağlamak bağlamında girişimler ve inisiyatifler gerekli.

Bu nedenle kültür sanat girişimcilik ekosistemi içinde katma değerli projeler üreterek geliştirmeye ve genişletmeye çalışmalıyız.

Amacımız sanatı kitlelere erişilebilir kılmak olmalı. Kültür ve Sanat ekosisteminin dışında katma değeri yüksek farklı projeler üretmek, gelenekselin dışında olmayı yaratma motivasyonu ile çalışmak, inisiyatifler yüklenmek gerekmektedir.

Öte yandan sanatçılara kendi öznel tercihleri ile sergi kurgusu yapmalarına olanak sağlayacak mekanlar oluşturmak gerekir. Sanatçı ve sanatseverleri karşılıklı etkileşim içinde olması yönergesiyle tamamen sanatın her dalını kitlelere erişebilir kılmak esası teşkil etmelidir.

Bu da bireysel çıktısı olarak sanatsever özelinde, sanata dair motivasyonunu sağlayacaktır. İçinde var olduğumuz çevrenin ve etki alanın yarattığı motivasyon özelinde sanatın her dalındaki estetik ve incelik duygusu cezbedicidir.

Sürekli bir arayış, dava sorgulama diyalektik düşünce gibi iradenin aklın bir şeyleri biçimsel ifade eder olması ve bunu muhakeme ederek zihnin aydınlanmasını sağlaması gibi dürtüler hayatımızda sürekli kendimizi geliştirme fırsatını yaratır.

Bu farkındalığın ortadaki özü veya esası bu olsa gerek. Arayış içinde olmak, eldeki olguların ötesini ve çok boyutlu kavramlarını baz alarak neden sorusuna yanıt bulabilmek müthiş bir farklılık ve farkındalık yaratan bir bakış açısıdır.

Sanat mekanları ve müzeler, kendilerini yeni izleyiciler için çekici hale getirerek sosyal fayda sağlayan kurumlar olarak yeniden konumlanmaya başladılar. Pandemi süreci ile başarılı sanat galerisi ve müze yöneticileri, mevcut ve gelişmekte olan dijital medyayı kullanarak çevrim içi sanal galeriler kanalları da oluşturmaya başladılar. Velhasıl, çevrim içi topluluğun hızla büyüdüğü bu çağda, kendi hem fiziksel hem de çevrimiçi varlığınızı ve farkındalığınızı yaratırsanız içinde bulunduğunuz sektör de büyük bir değer yapmış olursunuz. Öte yandan sanat mecrasını ve sanat eserlerinizi tanıtmak için Instagram, Facebook, Twitter ve diğerleri gibi sosyal medya kanallarından yoğun bir hacimde yararlanmakta ve kurumsal yapılar bu kanallara ulaşmakta sanat ve yaratıcı kültür endüstrilerini etkin bir araç olarak kullanmaktadır.

İçerik ve hitap ettiği hedef kitleler bağlamında sanatın her alanında birey olarak içselleştirmek ve hayatımızın bir parçası olarak değerlendirmek gerekir.  Genel anlamda sanat, yaratıcılığın ve hayal gücünün ifadesi ve bunun görselleştirilmesi, deneyimleştirilmesi olarak anlatabiliriz. Bir şefin yemek yapması ve bunun sunması ile annemizin bize ördüğü bir atkıdaki renk uyumuna kadar aslında sanat hayatın her anında farkında olmadan yaşattığımızı bir olgu.

Sanatçının aslında niteliksel ve niceliksel olarak belirli sürdürebilir açıdan devamlılık sağlayan, eserleri ile bir davayı ifade edebilme gücü olan, estetik ve zaman kavramının dışında içinde samimiyeti olan, bunu sanatsevere sanatçı olarak yansıtabilmek ile sanat aslında şu an kabul gören disiplinlerin etkileşim alanı olmuştur.

Buradaki esas öngörü olarak ortaya koyabileceğimiz argümanlar, sanatın farklı ve daha geniş kitlelere erişebilir, yeni ve kendi içinde sürekli yenilikçi gelişmeye açık ekosistem ile kurgulanması. Sanat eserlerini daha bağımsız ve önceden belirlenmiş temalara, başlıklara dayandırmadan özgürce üretim yapabilir ve sergileyebilir olması. Ekonomik açıdan eserlerinin daha uygun şartlarda yaratılan yeni sanatsever ekosistemin arz etmesi gibi temel farklılıkları olarak sıralayabiliriz.

Sanatçı iz bırakmalı ve hissettirmelidir.

Bu bağlamda sanatçılar ve eserleri bu yeni ekonomi ve gelişmeler doğrultusunda konumlandırmalı.

“Yaratıcı Ekonomi” kurmanın yolu ise sadece ve sadece özgür iradeye sahip yaratıcı zihinler yetiştirmekten geçmektedir, tüm sanatçılar kendi özgün düşünce ve yaratıcı yetenekleri ile eser ve ürün üretmesi , popüler olan değil bilakis özgün, özgür olanı tercih etmeleri sanat eseri olarak zamanda bir iz bırakmalarıdır.

Hiçbir yönlendirici bir söylem içinde olmadığımız için her bir sanatçı kendi dünyalarında kendi özgür iradeleri ve ruhları ile değer yaratmalılar. Yaratılan bu değerlerin genel ekonomi bileşenleri içinde güncel kanalların üzerinden yönetimine ve bireysel tercihlerin his ve duygu aktarmaları gerekmektedir. Böylelikle, kültür ve sanat sanatsever bazında hissedilebilir.

 

Dr. Cem Bülent Ünal
Kalyon Kültür Direktörü | Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Öğretim Görevlisi

kalyon kultur

Author kalyon kultur

More posts by kalyon kultur

Leave a Reply

Eşsiz Mimarisi ve Etkinlikleri İle Nişantaşı’nın Gözbebeği: Kalyon Kültür

Tarih boyunca birçok medeniyete kucak açmış olan Anadolu, sahip olduğu kadim geçmişin eşsiz izlerini günümüze kadar muhafaza etmeyi başarmıştır. Asya ve Avrupa kıtalarını birleştiren, medeniyetlerin köprüsü olan İstanbul; tarihin sanat ile bir araya geldiği en önemli kentlerinden biri olarak tanınmaktadır. Aynı zamanda sayısız kültür sanat etkinliklerine ev sahipliği yapan kent, çok sayıda önemli müze ve sergi barındırmaktadır.

İstanbul’un güzide semtlerinden biri olan Nişantaşı’nda bulunan Kalyon Kültür, tarihin ve mimari değerlerin korunduğu Taş Konak’ta faaliyet göstermektedir. Nişantaşı kültür sanat etkinlikleri içerisinde adından sıkça söz ettiren Kalyon Kültür, hem geleneksel sanathem de modern sanatalanlarında önemli çalışmalara ev sahipliği yapmaktadır. Aynı zamanda tarihi Taş Konak’ın eşsiz dokusu eşliğinde pek çok ücretsiz sergietkinliği de sanat severlere sunulmaktadır.

Kalyon Kültür, meraklıları için sık sık dijital sergi etkinlikleri gerçekleştirilmektedir.

Farklı coğrafya ve kültürlerin bir araya getirildiği birçok eser,sanata değer veren ziyaretçilere özenle sunulmaktadır. Kalyon Kültür ailesinin başlıca hedefi ise geçmişten günümüze aktarılan kültürel ve sanatsal değerler ile günümüz sanatının birleştirildiği toplumsal buluşma çatısı altında yaşamını sürdürmektir.

Kalyon Kültür ve Her Yaşa Hitap Eden Atölye Çalışmaları

2020 senesinden beri birçok etkinlik için ev sahipliği yapan Kalyon Kültür, her yaş grubuna uygun olan atölye çalışmaları ile de dikkat çekmeyi başarmaktadır. Bu atölye çalışmaları ile hem kültürel hem de sanatsal üretimin yaşatılması ve desteklenmesi amaçlanmaktadır. Kalyon Kültür bünyesinde gerçekleştirilen sanatsal atölye çalışmalarını kısaca şöyle sıralamak mümkündür:

  • %100 İstanbul Tasarım Atölyesi,
  • Yetişkin Yaratıcı Drama Atölyesi,
  • Çocuk Drama Atölyesi,
  • Biyomimikri,
  • “Kendimizi Akort Ediyoruz” Müzik Atölyesi,
  • Plantbox Kokedama Yapımı Atölyesi,
  • Karikatür Atölyesi,
  • “Dünya Çocukları” Veli-Çocuk Atölyesi,
  • Antik Tohumlar, Doğal Tarım ve Tohum Topları Atölyesi,
  • Söz ve Göz Fotoğraf Atölyesi,
  • Sukulent Aranjmanı Atölyesi,
  • Kusursuz Yalan Öykü Atölyesi,
  • Mühür Atölyesi,
  • Mandala Atölyesi,
  • Çocuklar İçin Uzun Dönem Tasarım Atölyeleri,
  • Plantbox Teraryum Yapım Atölyesi,
  • Çocuk Dans Atölyesi,
  • Beden Perküsyonu Ritim Atölyesi,
  • Dans atölyeleridir.

Atölye etkinlikleri ile hem yetişkinler hem de çocuklara yönelik olan sanatsal eğitim ve gelişim çalışmaları yapılmaktadır. Böylece sanata ve kültürel değerlere yönelim sağlanmakta; her yaştan birey yeteneklerini ve yaratıcılıklarını keşfetme imkanı bulmaktadır.

Osmanlı Dönemi Koleksiyonu ile Kalyon Kültür: Kuytu

Türk tarihinde çok önemli bir yere sahip olan Osmanlı kültürü, günümüz dünyasına genel olarak Batı ressamlarının eserleri ile yansıtılmaktadır. Ancak Yusuf İyilik koleksiyonunda yer alan Osmanlı dönemi çanta, pabuç, muska, gerdanlık, şapka, opera dürbünü gibi 1200’den fazla eser Kuytu sergisi ile meraklılarıyla buluşmaktadır. Serginin küratörlüğünü ise Meyçem Ezengin üstlenmektedir.

Kalyon Kültür ev sahipliğinde düzenlenen ve hayli zengin bir koleksiyon olan Kuytu, Osmanlı kadını moda anlayışına dair oldukça çarpıcı eserler barındırmaktadır. Ayrıca döneme ait sayısız etnografik eser ve resim de ziyaretçilerin hayranlığını kazanmayı başarmaktadır. 09 Mart-30 Haziran 2023 tarihleri arasında açık olan sergi, Nişantaşı müze etkinlikleri arasında öne çıkmaktadır.

Kalyon Kültür Ev Sahipliğinde Düzenlenen Etkinlikler

Kalyon Kültür’de tarihin izlerini taşıyan geleneksel sanateserlerinin yanı sıra günümüz sanatçılarına ait modern sanateserleri de sergilenmektedir. Aynı zamanda yalnızca ülkemizden değil; Dünya’nın farklı bölgelerinden modern dönem sanatçılarına ait eserler de sanatseverlerle buluşturulmaktadır. Türk fotoğraf sanatçısı Ahmet Polat, Londra’da çalışmalarını sürdüren Türk-Kıbrıs kökenli sanatçı Mustafa Hulusi, görsel sanatların dünyaca önemli ismi olan Jonathan Monaghan, İngiliz sanatçılar olan Anna Ridler ve Mat Collishaw, Kanadalı François Quévillon, bir diğer Amerikalı sanatçı olan Clement Valla gibi birçok önemli ismin eserleri Kalyon Kültür’de sergilenmiştir. Taş Konak’ın kültürel atmosferinde günümüze dek gerçekleştirilmiş olan diğer etkinlikler ise şu şekilde sıralanabilmektedir:

  • Ahmet Polat - Kökler Fotoğraf Sergisi (01 Mart 2020 - 28 Ekim 2020),
  • Bir De Burdan Bak Fotoğraf Sergisi (30 Ekim 2020 - 05 Mayıs 2021),
  • Sabırla Bekleyen Büyülü Şeyler Sergisi (10 Haziran - 18 Eylül 2021),
  • LIA Hayatı Kodlamak (01 Ekim - 25 Aralık 2021),
  • Flora Dijital Sanat Sergisi (19 Ocak 2022 - 28 Mayıs 2022),
  • Jonathan Monaghan - ŞAŞAA Dijital Sanat Sergisi (09 Haziran - 27 Ağustos 2022),
  • İnsan Eli Değmiş Karma Sergisi (17 Eylül-17 Aralık 2022),
  • İleri Dönüşüm Sergisi (05 Ocak - 05 Şubat 2023)’dir.

Kalyon Kültür’de sanatseverlere sunulan sergi etkinliklerinin yanı sıra çeşitli söyleşi ve seminerler de yapılmaktadır. Bireylerin sanat ufuklarının gelişmesine ve paylaşımlarda bulunabilmesine imkan sağlayan etkinlikler ise şu şekilde örneklendirilebilmektedir:

  • Çağdaş Fotoğraf Sanatına Giriş,
  • Sanat Tarihinin Modaya Yön Veren Kadınları,
  • Doğru Nefesle Dönüşüm ve Nefesle Stres Yönetimi,
  • Belgesel Fotoğrafçılığında İnsan Tasviri,
  • Fotoğrafta Etik,
  • Fotoğrafın Sonu Mu?,
  • Sürdürülebilir Mimarlık ve Sürdüremediklerimiz,
  • Konseptten Sekansa, Fotoğraf Kitaplarını Keşfetmek,
  • Kameradan Görünen İstanbul,
  • Soğuk Savaş Döneminde Caz,
  • Yazılı - Çizili Caz,
  • Jazz Poetry,
  • Hep Böyle Asena Akan & Tanju Eren,
  • Orhan Cem Çetin Konuşma,
  • İstanbul Uluslararası Edebiyat Festivali,
  • Volkan Kızıltunç Konuşma,
  • Yeryüzü / Terrafirma,
  • Blokzincir ve NFT Marketleri Üzerinde Dinamik Jeneratif Sanat Eserlerinin Geleceği,
  • Bıçak Sırtı, Tekinsiz, ve Belki Biraz da Afallatıcı Bir Taşkınlık Projesi Alper Maral,
  • 23 Nisan Aktiviteleri,
  • İki Savaş Arası Caz,
  • Çocuklar ve Sanat (Eğitimi) Üzerine Farklı bir Bakış “Sanat, Yaratıcılık, Yetenek ve Çocuklar”,
  • Miracles by BAŞAR ÜNDER,
  • Suzan Pektaş Çevrimiçi Sanatçı Söyleşisi.
  • Scarlett Hooft Graafland & Osman Nuri İyem Sanatçı Söyleşisi,
  • Sinemanın Maestrosu: Ennio Morricone,
  • Burak Sülünbaz,
  • Arif Mardin,
  • “Ağabeyim Orhan Veli” Kitap Tanıtım Etkinliği ve Sohbet,
  • Teknolojik Sanat Eserlerinin Korunması Seminer Dizisi,
  • Haliç’te 16. Contemporary Istanbul kapsamında LIA’nın “9 Suns” yerleştirmesi,
  • Dünya Caz Günü Kutlaması Serzenişi,
  • Serdar Kökçeoğlu,
  • Rosa Munoz, 212 Photography Festivali Sanatçı Konuşması,

Geleneksel ve modern sanatın buluştuğu Kalyon Kültür, tarih ve kültürün adeta bir arada yaşatıldığı Tarihi Taş Konak’ta pek çok etkinliği sanatseverlerle buluşturmaya devam etmektedir. Sanat ve kültürün paylaşılarak sonraki kuşaklara aktarılabilmesi, Kalyon Kültür’ün vizyonunun önemli bir parçasını oluşturmaktadır.

Tarihi Taş Konak

Kalyon Kültür adı altında 2020 yılından bu yana kültür sanatetkinliklerine ev sahipliği yapan Tarihi Taş Konak, II. Abdülhamit tarafından yaptırılmıştır. 1889 yılında Mehmet Raif Paşa’ya tahsis edilerek bugünkü ismi olan Köse Mehmet Raif Paşa Konağı adını almıştır. Mehmet Raif Paşa, (1836-1911) Osmanlı tarihinin son dönemlerinde önemli görevler almış bir devlet adamıdır.

Mehmet Raif Paşa’nın şair olan kızı İhsan Raif Hanım (1877-1926), hayatının bazı dönemlerini Taş Konak’ta geçirmiştir. İnşa edildiği günden bu yana Tarihi Taş Konak; şiiri, edebiyatı ve sanatı adeta yapısında barındırmaktadır. Kalyon Kültür’ün tarihe, sanatsal değerleri koruma ve yaşatma bilincine olan bağlılığı ile günümüzde de bu dokusunu korumaya devam etmektedir.

Köse Mehmet Raif Paşa Konağı olarak da adlandırılan Taş Konak, mimari olarak barok özelliğe sahiptir. Konağın dış cephesinde Neo-Gotik ögeler bulunmaktadır. Kalyon Kültür tarafından konağın arka bahçesine cam kış bahçesi eklenmesi dışında hiçbir restorasyon çalışması gerçekleştirilmemiştir.

Konağın iç dekorasyonu üç farklı döneme ait izler taşımaktadır. İlk dönem, konağın inşası sırasında yapılmış uygulamaların yer aldığı dönemdir. İkinci dönem ise ikinci katının yapıldığı dönem olarak kayda geçmektedir. Bu döneme ait birinci salon duvarında raspalama ile sıva üzerine uygulanan kalem işi süslemelerin yanı sıra, ikinci katta yer alan iki salon ve koridor tavanlarında yapılmış tuval üzeri kalem işi süslemeler göze çarpmaktadır.

Taş Konak, üçüncü ve son dönemde kapsamlı tamirat çalışmaları geçirmiştir. Bu çalışmalar ile zemin katta bulunan süslemeli odalar ile birinci kattaki süslemeli büyük salonun dekorasyonu değiştirilmiştir. Bu odalar ve büyük salonda varaklı alçı kabartma tekniği uygulanmıştır. Bununla birlikte, zemin kat süslemeli odaları ile ikinci katta yer alan birinci salon duvarlarına uygulanmış özgün kalem işi süslemelerin kapatıldığı görülmektedir.

Taş Konak’ın İç dekorasyonunda görülen duvar resimleri, ayrı bir değer ve öneme sahiptir. Duvar resimleri geleneği, Lale Devri’nden itibaren değişim göstermeye başlamıştır. Bu nedenle Osmanlı sanatı, 19. yüzyılda doğa ve manzara tasvirleri ile çeşitlenmektedir. Taş Konak’ın ikinci katında yer alan birinci salon tavanında, dönemin örnekleri arasında yer alan İstanbul manzarası resimleri bulunmaktadır. Yapının mimari süslemelerinde ise, Lale Devri ile başlamış olan değişimin de etkisi ile Avrupa’dan taşınan Rokoko, Ampir, Barok, Neo-Gotik ve Neo-Klasik eklentiler görülebilmektedir.

Tarihin ve kültürün bir simgesi olan Taş Konak’ın sanatsal ruhu, Kalyon Kültür ismi ve misyonu ile yaşatılmaya devam etmekte; gelecek nesillere aktarılması amaçlanmaktadır. Kalyon Kültür ailesi ise bu kapsamda attığı inovatif adımlar ile ön plana çıkmayı başarmaktadır.